AKTAS'in YERI

www.halilaktas.com

Biri sizi bir kez aldatirsa suç onundur,
iki kez aldatırsa suç sizindir.

 

 
Google
 
 

 

 

 

 

Aktaş ın yerine hoş geldiniz

 

O GÜN BU GÜNDÜR
 
      O gün bugündür!
      Bir kanadım kırıldı geçenlerde...
       Babamın en iyi dostu, benim eniştem öldü.
      Dört kollu tahta sanduka içinde uzak, ıssız, tenha bir mezara
 gömüldü.
       Adam gibi adamd  bilge...
      Potini olmadığı için ilkokul sınıfının mezuniyet fotoğrafına
  girmeye utandığını anlatmışlardı.
      Kurumuş bir incir dalı kadar ince gövdesinin içinden taşan
 dostluğu, dürüstlüğü, yalınlığı öylesine ışıltılı, bilgeliği öyle
 gösterişsizdi ki, bu sadeliğe hayran
  kalmamak imkansızdı.
      Lakin yıllar yılı ne bu hayranlığımı diyebildim, ne ziyaretine
  gidip yeniden onun şölen sofrasına oturabildim.
       Çocukluğumdan aklımda kalan; mengene gibi kenetlenen parmaklarla
 omuz omuza halay çeken üç adam:
       Biri amcam, biri eniştem, öbürü babam...
     İlki yıllar önce gitti; ikincisini de geçen ay verdik toprağa...
      Tezenesiyle bağlamasını döve döve bozlaklar okuyan adam, halayı
  terk etti.
      Geldiği gibi yalın, yoksul ve yetim, sessizce yitip gitti.
      Cansız bedenini beyaz kefene serdiler; yamalı elbisesini fukaralara
  verdiler.
      Bense mezarı başında haykırmak istedim, 40 yıldır kendisine
  diyemediğimi; ona ne kadar hayran olageldiğimi...
>       Halam kulağıma fısıldadı acı gerçeği:
      "O da seni öyle severdi" dedi, "...ama bir gün olsun sana
 diyemedi."
       * * *
       Hani gardırobunuzda küflenen o en sevdiğiniz elbiseniz var ya; o
  "çok özel gün" için beklettiğiniz, giymelere kıyamadığınız o alımlı
 tuvalet, o cakalı takım,
 o göz alıcı kazak...
       Bugün giyin onu!..
       Beklediğiniz "o özel gün" hiç gelmeyebilir çünkü...
      Değerli misafirlere sakladığınız çay takımlarınızı çıkarın
  dolaptan; en yakınlarınızla için çayınızı; kimseniz yoksa kendiniz
 çıkarın, şık bir takımdan çay
  yudumlamanın doyumsuz keyfini...
       Haydi, açın, nicedir kapalı duran misafir odanızın kapısını...
  Yıpranır diye korktuğunuz koltuklara serilin gönlünüzce...
      Çalın, çalmak için önemli bir konuk beklediğiniz eski plakları bu
  gece...
      Açmaya vesile beklerken salondaki büfede yıllandırdığınız şarabı
>  geciktirmeden açın ve kana kana için...
       Sakladığınıza değecek biri hiç gelmeyebilir; sizden değerlisi
  bulunmayabilir.
       Çimlerle buluşmak için düzgün havayı, kırda öpüşmek için doğru
  sevdalıyı beklemeyin... Hep ertelediğiniz pikniğin günü bugün...
       "Haftaya giderim" dediklerinizi ziyarete gidin acilen...
       Haftaya orada olmayabilirler.
      Babanızın elini öpecekseniz, oğlunuzu lunaparka götürecekseniz,
  aşkınızı ilan edecekseniz; şimdi yapın!
       Ve söylemek için "özel bir an" beklediğiniz o sihirli sözcükleri
  hemen söyleyin sevdiğinize...
 ne olur...
      Söylemeye niyetlendiğinizde, çok geç olabilir.
       Daha kaç Mayıs olacak ki hayatınızda...
       Yaşamı ertelemeyin!..
       Beklediğiniz "o gün"; işte bugün...
       * * *
       Rahat uyu yetim eniştem!
     Beni hala okuyabiliyorsan artık söyleyebilirim:
       "Sana öyle hayrandım ki!.." 

 

 

geldiginiz icin tesekkurler.Tiklayin lutfen

 

 


PAYLASMANIN GUZELLiGi ADINA BU SAYFAYI SEVDiKLERiNiZE GONDERMEK iSTERMiSiNiZ ?

Bu guzel sayfamizi dostlarinizla paylasmak isterseniz, asagidaki E-mail paneline gerekli bilgileri yazip, gonder tusuna tiklamaniz yeterli.. Sayfamiz belirttiginiz E-mail adresine aninda ulasacaktir.  Hata olusmamasi icin bilgileri dogru ve eksiksiz yaziniz.

Adiniz:
E-mail Adresiniz:


Gondereceginiz Kisinin E-mail Adresi:



 

www.halilaktas.com

ANASAYFA       GERIYE

 

 

Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 19/01/08

Copyright © 2000-2007  Halilaktas.com -- Bütün Hakları saklıdır