Google
 
 

 

 
 


geldiginiz icin tesekkurler.Tiklayin lutfen

BABA UNUTUR

 
 

    Dinle oğlum, bunları sana sen uyurken söylüyorum. Küçücük elini  yanağının altına sokmuşsun, nemli alnındaki sarı lülelerin yapış  yapış ıslak. Odana bir hırsız gibi süzülerek girdim. Birkaç dakika önce kütüphanede oturmuş gazetemi okurken vicdan azabım nefes kesen  bi dalga gibi üstüme geldi. Bir suçlu gibi yatağının başucuna geldim.Neler mi düşündüm oğlum? Sabah sabah kızmıştım.

   Okula gitmek üzere  giyinirken seni azarladım, çünkü yüzünü ıslak havluyla öylesine  silivermiştin. Ayakkabılarının kirli olduğunu görünce sana onları  temizlettim. Bazı eşyalarını yere attığında sana öfkeyle bağırdım.  Kahvaltı ederken bir sürü kusurunu buldum. Yiyecekleri etrafına  saçıyordun, lokmalarını çiğnemeden yutuyordun, ekmeğine çok fazla  tereyağı sürmüştün. Sen oyun oynamaya gidiyordun, bense trenime yetişmek zorundaydım. Bana baktın elini salladın ve "Güle güle  babacığım" dedin. Ben ise kaşlarımı çattım ve "Dik dur!" dedim sana.  Akşam üzeri de durum farksızdı. Eve gelirken seni yere çömelmiş  arkadaşlarınla bilye oynarken buldum.  Çorapların yırtılmıştı.

    Arkadaşlarının önünde seni küçük düşürdüm ve kolundan tutup eve  götürdüm. Bu çoraplar çok pahalıydı ve giymek istiyorsan dikkatli > olmalıydın. Düşün oğlum bunları sana baban söylüyordu. Hatırlıyor musun? Sonra çalışma odama girdin.Gözlerinde incinmiş bir ifade  vardı. Kağıtlarımın üzerinden sana baktığımda bir an için çıkmaya > yeltendin. "Ne istiyorsun?" diye bağırdım sana.  Hiçbirşey söylemeden koşup boynuma sarıldın ve beni öptün. Hem de büyük bir sevgiyle. Sonra koşarak dışarı çıktın. Kağıdım elimden düştü. Bana neler oluyordu? Sürekli senin hatalarını buluyordum. Seni  böyle ödüllendiriyordum. Seni sevmediğim için değil bu; senden çok  şey beklediğim için. Seni kendi çağımın değer yargılarına göre değerlendiriyorum çünkü. Oysa ki senin pek çok güzel özelliğin var.

 Kalbin öylesine yüce ki! Bu gece gelip beni öpüşün de bunu > kanıtlıyor. Bu gece başka hiçbir şeyin önemi yok oğlum. Karanlıkta,  yatağının yanında diz çöktüm ve çok utanıyorum. Bunları sana  uyanıkken anlatsam da anlamazsın biliyorum. Ama yarın gerçek bir baba  olacağım. Seninle oynayacağım. Sen acı çektiğinde acı çekecek, sen  güldüğünde güleceğim. Dilimin ucuna kötü şeyler geldiğinde dilimi  ısıracağım. Kendi kendime sürekli, "O bir çocuk!" diyeceğim. Ben seni > büyük bir adam gibi gördüm. Oysa ki sen daha küçük bir çocuksun. Daha  dün annenin kolları arasındaydın, başını onun omzuna dayamıştın. Ah,  senden çok şey bekledim oğlum, çok şey bekledim.

 İnsanları eleştirmek yerine onları anlamaya çalışalım. Ne yapmak > istediklerini anlayalım. Sempati, hoşgörü ve nezaket eleştiriden çok > daha yararlıdır. "Bilmek affetmektir."

Dr. Johnson'ın da söylediği gibi, "Tanrı bile insanı son gününe > kadar yargılamaz. " O halde neden biz yargılayalım?"  Eleştirmeyin, kınamayın ve şikayet etmeyin

 

      Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 22/01/08

Copyright © 2000-2007  Halilaktas.com -- Bütün Hakları saklıdır