|
|
||
|
|
||
|
|
|
|
|
GÜZEL BİR KONUŞMA |
||
|
Göksel TÜRK 'ün, D sinifi hissedar temsilcisi olarak 24 Nisan 2001 Sali günü, T.C. Merkez Bankasi Genel Kurulunda yaptigi konusma daha önce baska Bir yerde yayinlandi mi bilmiyoruz. Yasadigimiz günlere tercüman olan bu konusmayi zevkle okuyacaginizi tahmin ediyoruz: Yüce Genel Kurulun degerli üyeleri, Saygideger konuklar, Kamuoyunu bilgilendirmek için yorulmadan çalisan basin görevlileri, Sözlerime baslarken hepinizi saygiyla selamlarim. Önce bir gerçegi belirteyim: GEÇMISTE YAPTIGI YANLISLARI UNUTANLAR, O YANLISLARI SIL BASTAN YASAMAK DURUMUNA DÜSERLER. Bu kural, içinde bulundugumuz durumun hem bir özeti, hem de en güzel açiklamasidir. Iyi de, bunun Merkez Bankasinin Çalisma Raporuyla ne ilgisi var? Açiklayayim. Merkez Bankasi, siradan bir ticari ortaklik, siradan bir banka degildir. Onun genel kurulunda, "sermayeme ne temmetü verilecek" sorusu en sonra gelen konudur. Bu Genel Kurulda konusmak için, en azindan, su üç konuda açik olmak gerekir: * Merkez Bankasi nedir? * Para nedir? Gücü nereden gelir? ve * Ülkenin içinde bulundugu durum nedir? Sirasiyla görelim: Temsil ettigim hissenin ilk sahibi çocukken bana anilarini anlatirdi. Sina çöllerinde çarpismis, kanal harekâtina katilmis. Birinci Dünya Savasinda, onun gibi yüz binlerce gencin kanlarini döküp canlarini vermesi Osmanlinin çöküsünü önleyemedi. Çünkü Osmanli, yaptigi yanlislarla, borç batagina batmisti. Bu durum içindeki hainlere cür'et veriyordu. Bunlar, "Devlet"e sadakat borçlarini tanimiyor, kendilerini "Osmanli" saymiyorlardi. Bu hainlerden Osmanli Meclisi'ne seçilmisler bile vardi. Bunlardan Boso Efendi (1), kendini Osmanli saymadigini, su alayci sözle anlatirdi: "Osmanli Bankasi ne kadar Osmanli ise, ben de o kadar Osmanli'yim.." Ama Boso Efendi, bir aci gerçegi dile getiriyordu. Osmanli'nin Merkez Bankasi isini yürüten Osmanli Bankasi, YABANCILARIN BANKASI idi Iste Osmanli bu yüzden, ekonomik bakimdan bagimli, bir yari-sömürge durumunda oldugu için batmisti. Tam bagimsizlik için ekonomik bagimsizligin da gerekli oldugunu iyi bilen ATATÜRK "yeni Türk Devleti iktisadi bir devlet olacaktir" diyerek ise baslamis, bu amaçla 15 milyon Türk Lirasi sermaye ile 3 Ekim 1931'de Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasi'ni kurmustur. Bu iktisadi kurtulus savasina katilanlar, temettü için degil, Türk devletini iktisadi bir devlet yapma ülküsüne katkida bulunmak için hisse almislardir. Iste size üstünde yillarin temmetü kuponu duran bir D hissesi. Ben bu hisselerin sözcüsüyüm. Demek ki Merkez Bankasi siradan bir banka degildir. Ekonomik bagimsizligi korumak için, ülkede paraya yön vermekle görevli bir savunma aracidir. Bunu hiç unutmayalim. Paraya yön vermek diyince, sira ikinci konuya gelir: PARA NEDIR? GÜCÜNÜ NERDEN ALIR? Ekonomistler para için degisik tanimlar verirler. Para ne is görür konusunda açiklamalar yaparlar. Ama bunlarin hepsi, dar bir bakis açisiyla sinirlandirilmis, bölük pörçük gerçeklerdir. Paranin gerçek niteligini, degeri, gücünün kaynagini açiklayamaz. Ekonomist her seyin fiyatini bilen ama hiçbir seyin degerini bilmeyen adamdir derler. Bu yüzden, onlarin paranin degerini açiklayabilmeleri olasi degildir. Ekonomistlerin çogu, parayi findik fistik, Hilton'da içilen viski ya da sabah kosusunda giyilen sort gibi bir "mal" sanir. Onlara göre bu malin fiyati faizdir. Dolayisiyla da, "Paraya talep artinca faizler firlar" gibi sözler söylerler. Paranin degerini Pazar belirler sanirlar. Oysa para siradan bir mal degildir. Ite atsan yemez. Öyleyse degeri, daha açik deyisle gücü nereden gelir? Çok açik: PARAYI PARA YAPAN O PARAYI DOLASIMA SOKAN EGEMENLIK GÜCÜDÜR. Tarih boyunca, para egemenligin hem simgesi hem de en önemli araci olmustur. Bir kanit göstereyim: Eskiden Amerikan Dolari üstünde "IN GOLD WE TRUST" yani "ALTIN'A GÜVENIRIZ" yazardi. Sonradan "L" harfi düstü, "IN GOD WE TRUST" yani "ALLAH'A GÜVENIRIZ" oldu. Olayin öyküsü söyle: Eskiden Amerikan Dolarinin üstünde "Amerikan Merkez Bankasi her kagit dolar için isteyene su kadar altin vermeyi taahhüt eder" diye bir yazi vardi. Amma, A.B.D. elindeki altindan kat kat fazla dolar basip dünyaya pompalamisti. Böylelikle de kendine faizsiz kredi sagliyordu. General De Gaule bu oyunu sezince, A.B.D.ne "al kagit parayi ver altini" dedi, ve kiyamet koptu. Ya da ekonomistlerin deyisiyle DOLAR-ALTIN BAGI KOPTU. Kisacasi, A.B.D.leri "altin maltin vermem" diyerek isin içinden çikti. Borcunu inkar etti. Peki, karsiliksiz çek durumuna düsen dolar geçersiz mi oldu? HAYIR. Çünkü dolarin gücü, banknotta yazili altin vaadinden degil, arkasindaki Amerikanin egemenlik sopasindan geliyordu. Bir baska kanit: Kuveytli turist, güçlü Kuveyt dinari harcayarak Yalova'da zevk ü sefa ederken, birden bire Irak ordusu Kuveyt'e girdi. Kuveytli turist de elindeki tomarla Kuveyt Dinari ile bir tek sel-pak mendili bile alamaz oldu. Çünkü Kuveyt Dinarinin arkasinda bir egemenlik gücü kalmamisti! Kisacasi, PARA GÜCÜNÜ ARKASINDAKI EGEMENLIK GÜCÜNDEN ALIR. Paranizin gücü kalmamissa, egemenliginiz tükenmis demektir. Bu duruma düstüyseniz, kendinize acindirmakla, yalvar yakar olmakla bir yere varamazsiniz. Umudunu disaridan gelecek paraya bagliyan dervislere söylüyorum: AKLINIZI BASINIZA TOPLAYIN! (Basin görevlisi arkadaslar, sakin yanlis anlasilmasin. Ünlü "bekleyen dervis .." tekerlemesindeki küçük harfle yazilan dervislerden söz ediyorum) Bunu ben söylemiyorum. ATATÜRK, Büyük Nutuk' ta söylüyor: "INSAF DILENMEKLE, BASKALARINI KENDINIZE ACINDIRMAKLA ULUSUN ISLERI, DEVLETIN ISLERI GÖRÜLEMEZ. ULUSUN VE DEVLETIN ONURU VE BAGIMSIZLIGI GÜVEN ALTINA ALINAMAZ. INSAF DILENMEK VE ACINDIRMAK GIBI BIR ILKE YOKTUR. TÜRK ULUSU, TÜRKIYENIN GELECEK KUSAKLARI BUNU BIR AN IÇIN AKILLARINDAN ÇIKARMAMALIDIRLAR" Böylece son konuya, ülkenin içinde bulundugu duruma gelmis olduk. Günlerdir söylenen su "KRIZ OLDU, BÖYLE OLDU". Önce, su kriz sözü ne demek onu açiklayayim. Eski Yunanca'da bu sözün anlami "Kirk Katir" ile "Kirk Satir" arasinda seçim yapma durumuna düsmek demektir. Peki, ne oldu da böyle bir duruma düstük? Dokuz günlük her iki Bayram tatilinin öncesi, davetsiz misafir gibi, daha dogrusu usulca eve süzülen bir hirsiz gibi, kriz geldi. Nasil oldu, ne oldu bir bilen, bize anlatan yok. Insanin aklina ünlü bir reklam tekerlemesi geliyor: YÖNETICIMIZ UYUYOR MU? En azindan, bazi yöneticilerin uyumadigini, dahasi "uyaniklik" edip eski kurdan döviz aldiklarini biliyoruz. Öyleyse, krizin nedeni ne? Niye Kimse açiklamak istemiyor? Bakiyorum bu kriz konusu ortami gerdi. Bu gerginligi bir Nasrettin Hoca fikrasiyla yumusatalim: Gecenin geç bir saatinde, Hoca'nin kapisi önünde beklenmedik bir patirti kopar. Hoca, üsümemek için yorgani sirtinda, asagi inip ne oluyor diye kapidan disari çikar. Ne olsa begenirsiniz? Hoca'nin yorganini kapip kaçarlar. Karisi seslenir: "Kavganin sebebi neymis?". Hoca yanitlar: "Bizim yorganmis, yorgan gitti, kavga bitti". Bana sorarsaniz, bu KRIZ patirtisi ayni patirti. Birileri bizim yorgani kapmak hayalinde. Tipki 1919'da oldugu gibi. Ama yagma yok! Yorgani kaptirmayacagiz! 1919'DA KAPTIRMADIK, BUGÜN DE KAPTIRMAYACAGIZ. BU BÖYLE BILINE! Isterseniz, fikradan aldigimiza tarihten aldigimiz dersi de ekleyelim: Osmanli, 1919'a bir günde gelmedi. Bugün unuttugumuz yanlislari yapa yapa geldi. Biz de ayni yanlislari yaparak bu günlere geldik. * Osmanli içerde "Galata Bankerleri"ne borçluydu. Öyle ki onlara faiz yetistiremezdi. Biz de Devlet iç borç faizine takat yetiremiyoruz. VERGILER FAIZE YETMIYOR. * En azindan. "Galata Bankerleri"nin kimligi, simasi, surati biliniyordu. Simdiki iç borç alacaklilari ise kimliksiz, yüzsüz. Ilk is, iç borç senetlerini ADA YAZILI yapmak olmali. Devletten alacakli olanlar kimmis yüzlerini görelim. * Osmanli, disariya da borçlanmisti. Biz de öyleyiz. * Osmanlinin dis alacaklilari, alacaklarini saglama almak için, "DUYUN-U UMUMIYE" yani bir BORÇ IDARESI kurmuslar, ülkenin gelirlerine el koymuslar ve ekonominin nasil yönetilecegini söyler olmuslardi. Simdi o isi IMF, Dünya Bankasi üstlenmis. * Dede Coterrelli, "Duyun-u Umumi" görevlisi olarak Türkiye'ye gelmisti. Torun Coterrelli de IMF görevlisi olarak geldi (2). Bu sözleri bozgunculuk sayanlar çikabilir. Osmanlinin yanlisini ATATÜRK'ün agzindan dinleyelim: "OSMANLI TARIHINDE BÜTÜN GAYRETLER, BÜTÜN ÇALISMALAR, MILLETIN ARZUSU, EMELLERI VE HAKIKI IHTIYAÇLARI BAKIMINDAN DEGIL, BELKI SUNUN BUNUN HUSUSI ARZULARINI, ICRAATINI TATMIN BAKIMINDAN VUKU BULMUSTUR. ... TAÇLILARI ILE, BAB-I ALISI ILE BEHEMEHAL DEBDEBE VE DARATA MALIK OLABILMEK, ONU IDAME EDEBILMEK, ZEVK VE IHTIRASLARINI TEMIN EDEBILMEK IÇIN HER NE PAHASINA OLURSA OLSUN BU PARAYI TEDARIK ETMEK ÇARESINE TEVESSÜL ETMISLERDIR. O ÇARELER BORÇLANMAK OLDU. O KADAR BORÇLANIYORLARDI KI, O KADAR KÖTÜ SARTLARLA BORÇLANIYORLARDI KI, BUNLARIN FAIZLERINI BILE ÖDEMEK MÜMKÜN OLMADI. EN NIHAYET OSMANLI DEVLETININ IFLASINA HÜKMETTILER. MALI ISLERI KONTROL ALTINA ALINMIS, BASIMIZA "DÜYUN-U UMUMIYE" BELASI ÇIKMIS BULUNUYORDU" Vakit Gazetesi,19.2.1923) "..ARTIK OSMANLI DEVLETI HAKIKATTE VE FIILEN ISTIKLALDEN MAHRUM BIR HALE GETIRILMISTI. .HAKIKATTE DEVLET ECNEBILERIN SERBEST BIR MÜSTEMLEKESINDEN BASKA BIR SEY DEGILDI... BU HAL MILLETIN KENDI IRADESININ VE KENDI HAKIMIYETININ SUNUN BUNUN ELINDE ISTIMAL EDILE GELMIS OLMASINDAN NES'ET EDIYOR. ...MAZIDE VE BILHASSA TANZIMAT DEVRINDEN SONRA, ECNEBI SERMAYESI MEMLEKETTE MÜSTESNA BIR MEVKIE MALIK OLDU. ILMI MANASIYLA DIYEBILIRIZ KI, DEVLET VE HÜKÜMET, ECNEBI SERMAYESININ JANDARMALIGINDAN BASKA BIR SEY YAPMAMISTIR." (IKDAM Gazetesi, 20.2.1923) Bu gün Devlet, VERGI GELIRINI IÇ FAIZCILERE ödemekte. Kriz reçetesi ise, devlet harcamasini kisip, vergileri artirip faizcilere para bulmayi öngörüyor. Ülkenin kalkinma hizi %3-5. Ama yillik üretimin (GSMH'nin) %9-10 kadar bir para, taksit ve faiz olarak DIS BORÇ ÖDEMESI' ne gidiyor. Yil basinda 100 ile basliyorsunuz. Çalisip çabalayip yil sonunda bunu 103 ya da 105 ediyorsunuz. Sonra bundan 9 ya da 10'unu disariya kaptiriyorsunuz. Elinize kalan 93 - 96. Basladiginiz noktanin gerisindesiniz. Nüfus artisi da cabasi. Kriz reçetesi ise, dis borç ödemek için yatirimlari kisip, yatirim fonunu disari ödemek. EKSI BÜYÜME denen budur. YATIRIM YAPMA, BORÇ ÖDE. Gerekirse, Cumhuriyetin iktisadi kuruluslarini haraç mezat sat. Bu ise özellestirme maskeli yabancilastirma önerisidir.Bu anlayisla bir yere varamayiz! Sözlerimi bagliyorum: Merkez Bankasi yönetimi ödevini yapmamis, paraya ÜLKE ÇIKARLARINA UYGUN yön vermemistir. Dahasi, kur artisi öncesi kisisel hesaplari dövize çevirmeler, ese dosta eski kurdan döviz satmalar oldugu iddialari var. Bu iddialar açiklik kazanmadan, yönetimi aklama oyu kullanirsam hem kendi vicdanim hem de bu hissenin ilk sahibinin kemikleri sizlar. Denetçilik için de aday olacagim. Gerçi kim seçilecek çoktan kapali kapilar ardinda belirlenmistir ama, olsun, ben yine de adayim. Isin özü su: EGEMENLIK, PARA, MERKEZ BANKASI birbiriyle iç içe geçmis, siki baglari olan konular. Para, egemenligin hem simgesi hem de en önemli araci. Simdi önümüzdeki seçenekler belli: Ya YABANCI PARANIN EGEMENLIGI, Ya da ULUSAL EGEMENLIK. Dün 23 Nisan, Ulusal Egemenlik Bayrami idi. Gerçi onu da sulandirip "Dünya Çocuk Senligi"ne indirgemeye çalisanlar var. Ama yine de 23 Nisan Ulusal Egemenlik Bayrami. Sözlerimi, Ismet INÖNÜ' nün 23 Nisan 1960'daki Bayram mesajindaki su sözle bitirmek isterim: ULUSAL EGEMENLIGE UZANAN HER EL KIRILACAKTIR. |
||
|
Bu sitenin son güncelleştirilme tarihi 22/01/08 |
Copyright © 2000-2007 Halilaktas.com -- Bütün Hakları saklıdır